2008

“Gercekle Sanal Arasinda Ekmek Kavgasi', ‘Radikal’ Daily Newspaper, Exhibition Review, 24/11/05, Ahu Antmen

Press

“Gercekle Sanal Arasinda Ekmek Kavgasi'

Ekmek, kutsaldir. Hangi cografya'ya, çaga bakarsaniz bakin, dil ve kültürde simgelesmis baslica 'nimet' olarak gündeme gelir. Eski Misirlilarin ölülerini gömerkenekmeksiz birakmadiklar¦; eski Yunanl¦lar¦n tanr¦lara sarap ve yag esliginde ekmek sundugu söylenir. Ekmek yemek, ekmek paylasmak baz¦ dinlerde oldugu kadar, dindisi sosyal ortamlarda da törensel bir özellik tasir; örnegin Latincede dostluk anlamina gelen 'companis' sözcügü, ekmegini paylasmaktan gelir. Türkçede ise ekmek, ilginç, insanin kendi kendisiyle, bir baskasiyla ya da hayatla mücadelesinde sanki basli basina bir metafora dönüsmüstür. Kisi ekmegini eline alir, ekmegini tastan çikarir. Baskasinin ekmegine göz dikilmez, ekmegiyle oynanmaz. Dogru söylemeyeni, dürüst olmayani ekmek çarpar. Bu hayatta ekmek aslan¦n agzindadir; ekmek kavgasina girmek, bir ekmek kapisi bulmak sarttir... Ekmekle ilgili deyimler böylece uzayip gider.


1990'lardan bu yana katildigi çesitli sergilerde bu baslica yiyecegimizi birçok yapitinin temel malzemesi olarak kullanan Zeren Göktan, Platform Garanti Güncel Sanat Merkezi'nde 10 Aralik'a kadar sürecek 'Breadzone' (Ekmek Kusagi) baslikli sergisinde yine ekmekten, ekmegin küflenme sürecinden ve bu sürecin düsündürdüklerinden yola çikiyor. 'Ölü ya da Diri' (1998) baslikli enstelasyonunda küflü ekmek kirintilarini toprak gibi kullanarak minyatür mezarlar yapan, ayni yil 'Ekmek Kapisi'nda sanatçi bireyin 'ekmek kapisi'nin bir simgesi olarak galeri ortamini gündeme getiren Zeren Göktan, 'Merdiven' ve 'Ekmek Adina, Toprak Ugruna' gibi 1999 tarihli islerinde de ekmegin kültürümüzdeki çesitli çagrisimlarindan yararlanarak geçim, hayat mücadelesi, ölüm gibi konulara deginmisti.


Sanatç¦ bu kez ekmegin kendisini ya da mekâna sinen küf kokusunu dogrudan kullanmiyor; ekmegin küflenme sürecini dijital bir animasyona dönüstürüyor. Galeri mekâninda karsilikli iki hareketli resimden izlenen bu dijital parçalanma süreci, ekmeklerin küflendikçe taninmaz hale gelmesi gibi, izleyicinin etrafinda dönüp duruyor: sanatçi, gerçegi, 'unufak' ediyor. Bastaki ekmek görüntülerinin bu denli parçalanmasiyla elde edilen soyutlanmis¸ görüntünün fiziki bir haritayi ve giderek kamuflaj deseni olarak asker giysilerini çagristirmasi, herhalde bir rastlanti olmasa gerek! Zeren Göktan, 'Ekmek Kusagi'nda bir simge olarak ekmekten yola ç¦karak gerçekte savasa dair söz söylüyor gibi; 'ekmek kavgasi' boyutunu yitirmis, gerçekligini yitirmis, olan bitenin ancak kör bir tanigi gibi hissettigimiz bir süreç bu. Görebildigim kadariyla bu sergide izleyicinin galeriye girmesiyle çikmasi bir oluyor: belki izlenecek bir sey yokmus gibi görünüyor. Oysa 'Ekmek Kusagši'nin anlami, biraz da göstermediginde. Onu görünür kilmak, gerçekle sanal aras¦ndaki çizginin bulaniklasmasinin anlamini düsünmeyi gerektiriyor. Akla Baudrillard'in, 'gerçek' sonuçlariyla kimsenin ilgilenmedigi olaylarin, yalnizca yinelenmeye mahkûm edilmis bir göstergeler bütününe dönüsmek zorunda kaldigi yolundaki sözleri geliyor. Kamuflaj deseni bir duvar kâgidi gibi insanin etrafinda döndükçe...


Göktan'in sergisi, 'natürmort'un dünden bugüne nas¦l bir macera geçirdiginin, örnegin 17. yüzyil Hollanda natürmortlarinin 'gerçekligi'yle bugünün görsel teknolojilerinin sundugu gerçekliklerin karsilastirilmasi baglaminda da ilginç bir tartisma alani olusturuyor. Isin bu yönünü merak edenler için, 3 Aralik'ta Platform'da 'Natürmorttan Yeni Medyaya Nasil Geldik?' baslikli bir de toplanti düzenlenmis.

WORKS EXHIBITIONS BIO BIBLIOGRAPHY CONTACT
DEEPBLUE
BACKYARD
DAYLIGHT
COUNTER
UNEXPECTED MOVEMENTS
BLACK SWAN EVENT
ABOVEGROUND
IN-FLUX
PASSING(CHAIN)
PASSING(SHOT-GUN)
FACING THE WALLS
WE ARE VOLUNTEERS
BREADZONE
UNTITLED 1
UNTITLED 2
PASSING
RED JUMP SUIT
IN THE NAME OF BREAD FOR THE SAKE OF LAND
STAIRWAY
THE BREAD DOOR
PASSAGE
DEAD OR ALIVE
UNTITLED
LIVING THE HIVES DOOR OPEN
RENDEZVOUS
IM-MIGRATION