DEEPBLUE
BACKYARD
DAYLIGHT
COUNTER
UNEXPECTED MOVEMENTS
BLACK SWAN EVENT
ABOVEGROUND
IN-FLUX
PASSING(CHAIN)
PASSING(SHOT-GUN)
FACING THE WALLS
WE ARE VOLUNTEERS
BREADZONE
UNTITLED 1
UNTITLED 2
PASSING
RED JUMP SUIT
IN THE NAME OF BREAD FOR THE SAKE OF LAND
STAIRWAY
THE BREAD DOOR
PASSAGE
DEAD OR ALIVE
UNTITLED
LIVING THE HIVES DOOR OPEN
RENDEZVOUS
IM-MIGRATION
  BIBLIOGRAPHY  
2005

“Zemin, Mekan, Yuzey, Katman; Zeren Göktan, Eser Selen, Mürüvvet Türkyilmaz Kurgularini Mekana Gore Sekillendiriyor'', ’Cumhuriyet’ Daily Newspaper, Exhibition Review,21 September 1999, Aysegul Guchan

Press

 

“Zemin, Mekan, Yuzey, Katman; Zeren Göktan, Eser Selen, Mürüvvet Türkyilmaz Kurgularini Mekana Gore Sekillendiriyor''

Istanbul Altinci Uluslararasi Sanat Bienali’nin acilisiyla birlikte, Istanbul sanat ortaminin hareketlenmeye baslamasi olagandir. Hem sanatcilar, hem de izleyici her iki yilda bir uluslararasi sanat ortamindaki yeni olusumlari izlemek uzere bienal mekanlarina yonelir. Ancak bu arada, Istanbul ortaminda izleyiciye sunulan olusumlarin da gozden kacmamasina ozen gostermek gerektigini, vurgulanmasi gereken bir gerceklik olarak karsimizda duruyor.
Gozden kacmamasi gereken etkinliklerden biri de yeni bir sanat mekaninda 18 Eylul-4Ekim tarihleri arasinda Karakoy’de gerceklestiriliyor. Bu mekan, Kemankes Caddesi uzerinde yer alan ve postmodern bir gorunum ‘kazandirilan’ Fransiz Pasaji icerisinde yer aliyor. Islek Karakoy Limani ile yakinligina karsin yalitilmis atmosferi ile izleyiciyi salt ic mekanda yer alan calismalar uzerinde yogunlasmaya cagiran mekanin adi, eski ve yeni islevlerini birlikte sunuyor: “Bir Dukkan:Sanat Mekani”. Burasi belli bir programi olmadan, disiplinlerarasi sanat calismalarina tumuyle acik bir mekan. Her turlu isitsel ve gorsel platform icin atolye, sahne, sergi, dinleti ve gosteri mekani olarak sekillenen dukkanin sanat danismanligini Selim Birsel ustleniyor.
Mekana dair bir oyun
Ilk etkinligin kuratoru Basak Senova, Dukkan’da gerceklestirilen sergi icin ‘mekana dair bir oyun’ tanimlamasi yapiyor. Oyunun kurallarini mekanin belirledigini vurgulayan Senova, bu oyunun icinde, sergiye katilan uc sanatcinin –Zeren Goktan, Eser Selen ve Muruvvet Turkyilmaz- kendi kurgularini mekana gore sekillendirdiginin ve bu kurgularla islediginin altini ciziyor. Mekanin, kendi kimligini yitirmeden sanatcilara kurgu alanlari actigini belirterek izleyicinin de oyundaki rolu uzerinde duran Senova, mekanin , bicimlendirmeye calistigi ‘algi’ tarafindan yeniden yazildigi gorusunde.
Algi, bu sergide bir aktor olarak degerlendirilebilir:Sergi, “yerde” degil, “gokte”gerceklestirildigi icin, izleyici algisi yon degistirerek, alisilmis koordinatlarin disinda gerceklesen bir etkinlik icin farli yonde calisiyor. Mekana giren izleyicinin “yer”e iliskin tek algisi Zeren Goktan’in “goge” uzanan merdiveni oluyor. Ancak, mekanin icine dogru ilerledikce bunun da bir algi yanilgisi oldugunun ayirdina varan izleyici, merdivenin zeminle herhangi bir bagi olmadigini gorerek merdiven formuna yoneliyor:Ikinci algi yanilmasi. Bu, bir merdiven olmakla birlikte, aslinda sanatcinin farkli islerinde farkli baglamlarda kullandigi tabut formunun bir degiskesidir. Bu form, tabutun zemine basan kisminin kalibi ornek alinarak olusturulmus bir form ve bir yandan olume gonderme yaparken diger yandan dogadaki cevrim dolayisiyla surecin ta kendisi gibi duruyor.
Sanatcinin surec vurgusu ikinci bir ogeyle destekleniyor. Ekmek kufu. Son calismalarinin temel malzemelerinden olan ekmek kufu de tabut gibi hem olume hem de surekli uremesiyle yine surece gonderme yapiyor. Goktan’in merdiveni, tahta olusuyla mekanla olan iliskisinde celiski arzulamiyor gibi gorunmekte. Yerle iliskisi olmayan merdivenin tavana degdigi yerden kesilmis olmasi, surecin, tavanin diger yaninda devam edebilecegini imlerken, zihinsel surece de dikkat cekiyor. Merdivenin inme/cikma islevini yerine getiren beden degil zihindir. Yere temas etmeyen merdivenin yerin altinda da devam edebilecek olan sureci harekete geciren nasil zihinse, yere basmayisiyla, yukari cikilamayacagini imleyen merdivene cikan da yine zihindir. Goktan’in hem yasam hem de olum; ya da ne yasam, ne olum simgesi oldugunu soyleyebilecegimiz kuf ve tabutmerdiveni icin bir “ara nesne” tanimini kullanmak olasi gorunuyor.
Tavanda yer alan ikinci calisma ise Muruvvet Turkyilmaz’a ait. Calismasinin temel malzemesi “yazi” olan sanatci, onceki islerinde yazi gereci olarak kullandigi gazateden vazgecerek kendi metnini olusturma karari almis ve tum bir tavanda, spontane, fakat yalnizca mekana iliskin metinlerle hem mekana, hem kendisine ait bir bellek-harita olusturmus. Bu bellek-haritayi olusturan yazilar, sikisikliklari ve okunamayislari nedeniyle bir yandan kisisel kalirken, diger yandan mekanda biraktigi iz nedeniyle tumuyle mekana da ait oluyor ve sanatci-yapit-mekan iliskisinde yeni bir boyutta dikkat cekiyor.
Sanatcinin bu yazilari yazmasini olanakli kilan tasinabilir iskele, su anda mekanda yer almiyor ve bu noktada, cagdas sanatta kimi kavram ve kurumlar uzerinde gundeme getirilebilicek ufuk acici tartismalara da zemin hazirliyor. Sergi konseptinde yer almayan ve surec icinde sanatcinin konsepte kattigi iskele, bir yandan baslangicta yer almadigi ve yer cekimine karsi algi degisimi oneren konseptle celistigi; diger yandan ise katilimci sanatcilarin calismalari ile negatif iliskilere girebilecegi tartismalariyla bir paradoks yaratiyor:Konseptin baglayiciligi ve kuratorun rolu. Basak Senova kuratorun “cozum dikte eden sanat yonetmeni” rolunu ustlenen aktor olmadigi noktasindan hareketle, oneri getiren, fakat cozumu, sanatin oyuna yaklasan oz niteligi icerisinde, asil aktorleri olan sanatcilarla birlikte bulan bir “ara nesne” konumuyla varligini sorunsallastirarak bir kavrami tartismaya acma istemini dile getiriyor. Yeni bir gundem maddesi olabilecek bu sureci Senova ve sanatcilar, uretim surecindeki degisimleri vurgulamak amaciyla sergi katalogunda ayrintili bir bicimde betimliyorlar.
Bedenin Paraziti:Giysiler
Mekanda yer alan ucuncu calisma Eser Selen’in “Takilmislar” adli yapiti. “Takilmislar” yine tavanda yer alan bir enstalasyon ve Selen’in “tekstil-obje” olarak adlandiralabilicek calismalarinin bicimsel olmaktan cok, iceriksel bir devami niteliginde. Sanatcinin, tavanin onemli bir bolumunu kaplayan ucurtmalari kuskusuz, bicim olarak onceki calismalarindan farkli bir yerde duruyor. Ancak, bu ucurtmalara sanatcinin yukledigi anlam ve yapitin mekanla olan iliskileri goz onune alindiginda Selen’in “Zemin:Mekan-Yuzey-Katman” sergisiyle, ozellikle Kasa Galeri’de gerceklestirdigi “Bulunmus ve Kaybolmus” adli proje arasinda var olan organic iliskiler belirginlesiyor. Sanatcinin “Bulunmus ve Kaybolmus” adli yapitindaki temel sorunsalinin mekanin sinirlari ve sikismislik oldugu animsandiginda benzer temanin, farkli boyutlarda bu sergide de sorgulandigi aciklik kazaniyor. Bu kez oyunun aktorleri bedenler degil, ama, sanatcinin “bedenin paraziti” olarak tanimladigi giysilerden yapilmis ucurtmalar. Diger iki sanatcinin yapitlarinin algi degisimine yol acan niteligi, alisilmadik bir yuzeyde, tavanda yer almalarina bagliyken, Selen’in calismasinin ucurtmalar olmasi, bu noktada –ilk bakista-algiyi degistir(t)me konseptiyle iliskili gorunmeyebilir. Ancak, -olusturulma surecleri nedeniyle-kendileri donusumun ta kendisi olan ucurtmalarin, bir donusum daha gecirdikleri ve tavana “cakili” olduklari icin de gokyuzune yukselme amac ve islevlerini yerine getremedikleri algilandiginda, izleyicinin algisinin yonunu degistirme amacinin gerceklestiginin ayirdina variliyor.
“Takilmislar”in aktorleri olan ucurtmalarin yapildigi giysiler cesitli insanlarin artik kullanmak istemedigi, gozden cikardigi, “tedavulden kalkmis” muamelesi goren giysiler ve bu yonleriyle, onlari kullanan kisilerin anilarini barindiriyor. Ani ve bellegin devreye girmesiyle bu kez sanatci zamani dordunce bir boyut olarak yapitina katiyor.
Kendi baslarina birer kimlikten yoksun olan giysilerin,bedensiz birer ilinek oluslari, bedene tutunarak yasamaya cabalamalari onlari birer parazit olarak nitelememize olanak sagliyor. Bu parazitler sahipleri tarafindan gozden cikarildiginda, bu kez bir donusumu goze alip ucurtma bedenine giriyor.
Ancak, donusum de gecirse, var olusunu- ve de yok olusunu- parazit olarak yasamaya borclu olan varlik,yeni mekaniyla organic bir butunluk kurmayip, ureme olasiligi fazla olan kisimlara “takiliyor”. Sanatcinin, bugune degin ozgurluk, mutluluk gibi iyicil anlamlarla donatilmis ucurtmaya yukledigi yeni –ve olumsuz- anlamlar, tam da sergi konseptini olusturan algiya yon degistirtme islevini tamamliyor. Kanimizca, Selen’in “Zemin:Mekan-Yuzey-Katman” sergisinde yer alan calismasinda vurgulanmasi gereken en onemli yon, genc sanatcinin yapitlarinin bir anlam evreni olusturma yonunde butunlemeye dogru gitmekte oldugu kanisini uyandirmis olmasi.
Acilis tarihi bienalden bir gun sonra olan sergi,kalin cizgilerle belirtmek gerekir ki,kuratorluk kurumu uzerine sozu olan genc kusagin soyledikleri ve eylediklerinin dikkate deger orneklerinden biri.

WORKS EXHIBITIONS BIO BIBLIOGRAPHY CONTACT